The-Sabotage Cyber Hackers And Security Platform  

Portal Forum Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   The-Sabotage Cyber Hackers And Security Platform > The-SaboTage Cafe > Derin Konular; Edebiyat/Felsefe

Derin Konular; Edebiyat/Felsefe Teori / Fikir / Edebiyat ve Genel Düsünce Platformu

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-02-2007, 15:38   #1 (permalink)
fearless_xxx
Yüzbaşı
 
fearless_xxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Bulunduğu yer: Katalania-Rize
Mesajlar: 394
fearless_xxx - MSN üzeri Mesaj gönder
Cool Bir Felsefe Ya Doğrudur Ya Da Yanliş

SÖZDE MODERN FELSEFELER: YENİ MİSTİZM )

Felsefe tarihi bu iki uçta yeralmış filozofların tartışmalarından ibarettir.
Doğru felsefenin en önemli üç filozofu: Aristo (M.Ö. 384-322), St.Thomas Aquinas (1225-1274) ve Ayn Rand'dır (1905-1982).
Yanlış felsefenin en önemli filozofları ise: Plato (M.Ö. 428-348), Saint Augustine (354-430) ve Immanuel Kant'dır (1724-1804).
Başta, " Hegel'cilik, Nietzche'cilik, Egzistansiyelizm (Varoluşculuk), Mantık Pozitivizmi, Pragmatizm ve Marksizm " olmak üzere, sözde modern felsefelerin hepsi doğrudan veya dolaylı olarak Immanuel Kant'dan kaynaklanmıştır.

Bir felsefe -asli hatlarıyla- ya doğrudur (rasyoneldir), ya yanlış (irrasyonel). Felsefe tarihi bu iki uçta yeralmış filozofların tartışmalarından ibarettir. Bu uçlarda yer almış filozofları birer mihver olarak düşünürsek; rasyonel mihverin -yirminci yüzyıl öncesine kadarki- en önemli iki filozofu, Aristo (M.Ö. 384-322) ve St.Thomas Aquinas'tır (1225-1274); irrasyonel mihverin en önemli bazı filozofları ise, Plato (M.Ö. 428-348), Saint Augustine (354-430), Immanuel Kant'tır (1724-1804). Plato ve öğrencisi Aristo'nun felsefeleri arasındaki savaş, mistisizmle akıl arasındaki savaş olarak kabul edilir. Fakat; irrasyonelliğin, kötülük olduğu ölçüde, en irrasyonel filozof -genellikle önerildiği gibi- Plato değil, Kant'tır. Plato, hiç değilse, "iyi bir hayat"ın nasıl olacağı üzerinde kafa yormuş, felsefenin çoğu temel meselesini -bu arada bazı yanlışları da- formüle etmiştir. Kant ise bütün ömrünü, insanın akla olan güvenini yıkmayı amaç edinmiş bir felsefenin inşaına hasretmiştir. Bu kitapta sıkça geçen "Modern Felsefe"nin kurucu atası, Kant'tır. Bugünün felsefesine egemen olan eğilimlerin hemen hepsi -başta Hegel'cilik, Marx'cılı, Nietzche'cilik, Egzistansiyelizm (Varoluşculuk), Mantık Pozitivizmi, Pragmatizm- doğrudan veya dolaylı olarak Kant'tan kaynaklanmıştır ve "Modern Felsefe" olarak anılacaktır.

Başta Kant olmak üzere modern filozofların hepsinin, insan zihnine yaptıkları saldırının ağırlık merkezi, ****fiziken-verili olan ile insan-yapısı arasındaki farkı bulanıklaştırmak doğrultusunda olmuştur. Bu fark üzerindeki zihin karışıklığı, çok eskilere dayanır (Aristo dahi, Plato'nun etkisini yok edemediği bazı görüşlerinde buna katkıda bulunmuştur); fakat, bugün bu karışıklık, insan bilincini inanılmaz ölçülerde köreltmektedir ve geçmişteki hiç bir mazeret, bu günün insanları için söz konusu değildir.

Bu karışıklığı yaratmak için tipik bir yaklaşım, bugünün felsefe kürsülerinde şöyle dile gelir: evrende "gereklilik" diye birşeyin olmadığını isbat etmek için, felsefe profesörü şu örneği verir: nasıl ki, Türkiye altmışyedi vilayete sahip olmak zorunda değildi, altmışbeş veya altmışdokuz da olabilirdi; aynı şekilde, güneş sistemi de dokuz gezegene sahip olmak zorunda değildi, yedi veya onbir de olabilirdi.

İnsan zihnini felç etmenin temel tekniği, bir yandan insan-yapısı şeyleri ****fiziken-veriliymiş gibi sunmak, öte yandan tabiata (yani, ****fiziken-verili olana) insani bir kimlik vermekten ibarettir. Bu tekniğin hilesi, insanın bilgi eksikliğinden başka bir şeye işaret etmeyen "şans" veya "probabilite" gibi kavramlarla yüklü bir bağlam kurarak, tabiata belirsizlik atfetmektir. "İnsan davranışları kestirilemez; dolayısiyle, tabiat kestirilemez" gibi örtülü bir yanılgıdan, "Tabiatın iradesi vardır, insanın yoktur; tabiat özgürdür, insan bilinmez kuvvetlerce yönetilir; tabiat fethedilmez, insan fethedilir" gibi açıkca vahim yanılgılara kısa bir mesafe vardır.

****fiziken-verili olan ile insan-yapısı ayrımının tam bilincinde olmamak, insanların çoğunun içinde bulundukları belirsizlik duygusunun, ümitsizliğin, karamsarlığın, içebakıştaki başarısızlıklarının temel sebeplerinden biridir.

İnsan bilinci, en az bilinen ve en çok suistimal edilen; dolayısiyle, üzerindeki kontrolun en sık kaybedildiği hayati organdır. Bir insanın, bilinci üzerindeki kontrolu kaybetmesi, insani tecrübelerin en korkuncudur: kendi etkinliğinden şüphe eden bir bilinç, dayanılmaz bir rahatsızlık duyar. Fakat; çoğu insan, bilincini felç etmek için herşeyi yapar; saçlarına, ayak tırnaklarına, midesine gösterdiği itinayı, bilincine göstermez. Bilir ki, bu şeylerin spesifik kimlikleri ve spesifik ihtiyaçları vardır; saçları muhafaza etmek için taramak, ayak tırnaklarını muhafaza etmek için kesmek, mideyi muhafaza etmek için asit içmekten geri durmak gereklidir. Fakat, sıra insan bilincine gelince... Onlara göre, bilinç, hiçbir şeye ihtiyacı duymaz ve her şeyi mideye indirebilir; psikiyatrist karşısına vardıklarında, hala, hiçbir sebep yokken kronik bir korku ve sıkıntı içinde olduklarını söylemektedirler.

Bir çok insanın, insan bilincinin tabiatı (işleyiş tarzı) üzerinde hiçbir bilgiye sahip olmaması, kendileriyle dış dünya arasındaki bağı kopartır: kendilerine neyin mümkün olup, neyin olmadığı, kendilerinden ve başkalarından neyi talep edip, neyi edemeyeceklerini, neyin kendi hataları olduğu, neyin olmadığı konusunda hiçbir fikirleri kalmaz. Bilincin hiçbir kimliği olmadığı zımni öncülünü kabul etmiş oldukları için; bir uçta, bilinçleri üzerinde sonsuz bir güce sahip olduklarını ve onu her türlü riskten uzak, istedikleri gibi suistimal edebileceklerini zannederken ("Farketmez; bu sadece benim zihnimdeki bir şey" veya "Boşver, benden başka bilen yok" nosyonlarındaki gibi); diğer uçta, bilinçleri hakkında hiçbir şey yapamayacaklarını zannederler: bilinçleri üzerinde, seçeneklerinin ve kontrollarının olduğunu bilmezler; bilinçlerinin içeriğinin, tabiatca belirlenmiş olduğunu zannederler; kendilerini, kafatasları içindeki erişilmez bir gizin kurbanı olarak görürler; bilinmez bir düşmanın esiri gibi hissederler; rasyonel izahı bulunmayan bir takım duygularca yönetilen çaresiz bir otomaton olmayı kabullenirler ("Ne yapayım, ben böyleyim" nosyonundaki gibi).

Bu belirsizlik insanı sakatlar. Böyle bir insanın, bir amaç veya arzu hakkında düşünürken, sorduğu ilk soru "Bunu yapmak ne gerektirir?" olmak yerine, "Ben bunu yapabilirmiyim?" olur. Sorusunun anlamı şudur: "Ben doğuştan bunu yapma yeteneğine sahip miyim?" Mesela, "Hayatta en büyük isteğim, bestekar olmak; fakat, bunun nasıl yapılacağına dair hiç fikrim yok. Bana bu işi her nasılsa yaptıracak o esrarengiz istidat bende var mı?" Bu insan, bilincin önceliği gibi bir öncülü hiç duymamış olabilir; fakat, bilincinin karanlık labirentlerinde giriştiği bu araştırmaya onu sevk eden bu öncüldür; araştırmasının ona bir şey bulduracağı yoktur; çünkü, mevcudiyete (realiteye) başvurmadan kendi bilinci hakkında hiçbir şey öğrenmesi mümkün değildir.

Böyle bir arzuyu hemen terk etmezse, bunu gerçekleştirmek için belirsizlik içinde gezinip durur. Herhangi bir küçük başarı, huzursuzluğunu artırır; çünkü, neyin buna sebep olduğunu ve bu başarıyı bir daha nasıl tekrarlayacağını bilmez. Herhangi bir küçük başarısızlık, ezici bir darbe olur; çünkü, bu başarısızlığı, kendisinin o esrarengiz ihsandan yoksunluğunun delili olarak alır. Bir hata yaptığında "Ne öğrenmem gerekir?" diye sormaz, "Bende yanlış olan nedir?" diye sorar. Otomatik ve herşeye muktedir bir ilham bekler; tabii, bu ilham hiçbir zaman gelmez. Neşesiz bir mücadele içinde yıllar geçirir; karşısındaki realite bütün gücüyle kendini gösterirken, zihni, onu görmemekte kararlı olarak hep bilincinin içinde doğup büyüyen o kendine-saygısızlık-ve-güvensizlik canavarına korkuyla bakar. Sonuçta, arzusunu terkeder.

Bestekar yerine herhangi bir işi -bilim adamı, işadamı, yazar olmak, zenginleşmek, arkadaş bulmak, kilo vermek- koyun, şema aynıdır.


Neyi değiştirip, neyi değiştiremeyeceklerini belirlemekten aciz bazıları, "realiteyi yeniden yazmağa," yani ****fiziken-verili olanın tabiatını değiştirmeğe teşebbüs eder. Bazıları, insanın mutluluktan başka hiçbir şey hissetmeyeceği, hiçbir acının, hüzünün, hastalığın olmadığı bir evren -bir "ütopya"- hayaline dalar ve neden yeryüzündeki hayatlarını iyileştirmek için bütün arzusunu kaybettiğini merak eder. Bazıları, herkes öyle olsa, kendisinin de cesur, dürüst, hırslı olabileceğini; fakat bugünkü dünyada böyle olmasının mümkün olmadığını zanneder. Bazıları, birgün mutlaka gelecek olan ölümün, düşüncesinden korkmaktan, yaşama işine hiç girişmez. Bazıları, zamanın geçişine herşeye kaadirlik atfeder ve geleneği (yani insan-yapısı olan bir şeyi) hakikate (yani ****fiziken-verili olana) eşdeğer görür: "İnsanlar bir fikre yüzyıllarca inanmışlarsa, o fikir doğru olmalıdır" der. Bazıları, insanların fikirlerine bile değil, hislerine herşeye kaadirlik ve ****fiziken-verili olma statüsü bahş edip; onların irrasyoneliklerini, önyargılarını, batıllıklarını, kıskançlıklarını okşar. Bazıları, kendi eylemlerinin kabahatini, hiç rolü olmayan başkalarına yükler; bazıları, hiçbir rolleri olmadığı halde, başkalarının eylemlerinin kabahatini yüklenir. Bazıları, bilmeye hiç imkanlarının olmadığı bir şeyi bilmemekten suçluluk duyar. Bazıları, bugün öğrendiklerini dün bilmedikleri için suçluluk duyar. Bazıları, bütün dünyayı bir gecede ve zahmetsiz olarak kendi fikirlerine çekemedikleri için suçluluk duyar.

Tabiatla nasıl etkileşileceği meselesi, hiç değilse bazı insanlar tarafından kısmen anlaşılmıştır. Fakat, insanlarla nasıl etkileşileceği, onlarla ilgili yargıların nasıl verileceği konusu, hala tarih öncesi bir karanlık içindedir. İnsanı, diğer canlılardan ayrı kılan husus; insana, kendisini ve başkalarını anlaşılamaz, bilinemez, Kimlik Kanunundan muaf zannettiren şey: insanın irade yeteneğidir.

Oysa, hiçbir şey Kimlik Kanunundan muaf değildir. İnsan-yapısı bir ürün, varolmak zorunda değildir; fakat, bir kere yapıldığında, artık mevcuttur. Bir insanın eylemleri, yapılmak zorunda değildir; fakat, bir kere yapıldığında, onlar artık realitenin olgularıdır. Aynı şey insan karakteri için de doğrudur; bir insan, belirli seçimleri yapmak zorunda değildir; fakat, yaptığı bu seçimlerle karakterini oluşturmuş olduktan sonra, bu karakter bir olgudur; ve bu karakter onun kimliğidir.

****fiziken-verili olgulardan farklı olarak; insan kökenli şeyler (ister fiziki, isterse psikolojik olsun) "insan-yapısı olgular" olarak nitelenebilir. Bir gökdelen, insan-yapısı bir olgudur; bir dağ, ****fizik bir olgudur. Bir dağı olduğu gibi, bir gökdeleni de insan değiştirebilir veya havaya uçurabilir; fakat, varolduğu sürece o gökdeleni yok sayamaz veya onun ne olduğunu inkar edemez. Aynı prensip, insan eylemlerine ve karakterine de tatbik edilebilir. Bir insan, değersiz bir alçak olmak zorunda değildir; fakat, öyle olmayı seçtiği süre boyunca, değersiz bir alçaktır ve kendisine bu gerçeğe uygun olarak muamele edilmelidir; kendisine karşı bunun aksine davranmak, bir olgu ile çelişkiye düşmek, bir olguyu yok saymak demektir. İnsanlar bir gökdeleni inşa etmek zorunda değildir; fakat, bir kere inşa edildiğinde, onu bir dağ gibi ****fiziken- verili bir olgu olarak görmek, onun ortaya konmasındaki insani görkemi yok saymak, realiteye karşı olmaktır.

İrade yeteneği, insana iki hayati açıdan özel bir statü verir: birincisi, ****fiziken-verili olandan farklı olarak, insan ürünleri, ister maddi olsun, ister entellektüel, asla tartışmasız olarak kabul edilmemelidir; ikincisi, ****fiziken-verili olan tabiatı yüzünden, bir insanın iradesi, başka insanların, gücü dışındadır. Evrensel Çekim Kanunu gibi değişmez ögeleri, evren için ne demekse; iradi bir bilince sahip olma özelliği, "insan" denen varlık için o demektir. Hiçbir şey, bir insanı düşünmeye zorlayamaz. Başkaları; düşünmesine teşvik veya engel koyabilir, mükafat veya ceza verebilir; beynini, ilaçlarla veya sopayla dağıtabilir; fakat, zihninin işlemesini sağlayamaz; zihni çalıştırmak, insanın sadece kendi hükümranlığında olan, sadece kendi iradesiyle harekete geçebilecek bir güçtür. Bu yüzden, insana, ne itaat etmeli (boyun eğilmeli), ne de kumanda etmelidir.

Tabiattaki diğer şeyler gibi; insan konusunda da "İtaat" edilmesi gereken şey, insanın ****fiziken-verili tabiatıdır. Tabiatta, kimlikleri tesbit edildikten sonra, bir istisna ile herşeye kumanda etmek mümkündür; tabiatın içinde olmakla birlikte hiçbir şekilde dışarıdan kumanda edilemeyecek bu şey, insanın ****fiziken-verili tabiatının (kimliğinin) bir ögesi olan insan zihnidir. Tabii nesneler, insan amaçlarına uygun olarak, yeni şekillere sokulabilir ve insan amaçları için araçlar olarak görülebilir; fakat, insanlar, yeni şekillere sokulamaz ve başka insanların amaçları için araçlar olarak görülemez.

Tabiatla ilgili olarak; "değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek" ****fiziken-verili olanı kabul etmektir; "değiştirebileceklerimi değiştirmek" bilim yoluyla bilgi edinerek verili olan şeyleri insani amaçlara uygun olarak değiştirmeye çabalamak demektir; "ikisi arasındaki farkı bilmek" tabiata isyan edilemeyeceğini bilmek ve karşısında hiçbir eylem mümkün değilse, tabiatın ortaya koyduğu şeyi huzurla kabul etmek demektir.
__________________
fearless_xxx isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:43 .


eXTReMe Tracker
PageRank ?????????

Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by 3.0.0
The-Sabotage Hacker's
Saldırıya Karşı Güvenlik Devrede
Sitemap
3, 4, 5, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 98, 99, 101, 102, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 135, 136, 137, 140, 141, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251,

Title
The-SaboTage Team* Terörle Mücadele Grup Komutanlığı* Özel Kuvvetler Grup Komutanlığı* Web Tasarım - Grafik Grup Komutanlığı* Personel Daire Başkanlığı* Savunma Grup Komutanlığı* Saldırı ve Operasyon Merkezi* || TSH || Hacking & Security* Hack'e Yeni Başlayanlar & Yardım Bölümü* Web - Server Hacking & Security* Video'lu Hack Anlatımları* Mail Hacking & Security* Pc Hacking & Security* İrc / Chat Hacking Ve Güvenlik* Exploit / Vulnerabilities* Keylogger & Trojan & Virüsler* Security* The-SaboTage Merkez Tanımı* The-SaboTage Duyurular* || TSH || Basında Biz ..* || TSH || Yeni Üyelerimiz ...* || TSH || Banned Users* Webmaster , Dizayn & Tasarım* Webmaster Bölümü* Photoshop & Flash* Google Adsense & Pagerank* Güncel Scriptler* PHP Scriptler* ASP Scriptler* Programlama Dilleri* Visual C.NET ve Visual C++.NET* Visual Basic ve Delphi* ASP ve PHP DiLLeri* Diğer Programlama Dilleri* Bilgisayar, İnternet ve Teknoloji Dünyası* Pc'niz İçin Güzel Programlar* Pc Oyunları* Resimli Program Anlatımı* Donanım & Donanım Sorunları* Bilgisayar Taktikleri & Bilinmeyenler* İşletim Sistemleri* Linux İşletim Sistemi* Windows İşletim Sistemi* İnternet Adresleri ( Bookmark )* Teknoloji Dünyasından Son Haberler* Msn & Yahoo Messenger Dünyası* Crack & Serials* İslam ve İnsan* İslami resimler* İslami Video ve fragmanlar* İslami programlar* Dini Hikayeler , Şiirler , Sohbetler* Dualar ve hadisler* The-SaboTage Cafe* Eğlence / Mizah / Geyik* Romantizm & Duygusallık & Sevgi* Derin Konular; Edebiyat/Felsefe* Tartışma Platformu* Eğitim , Öğretim & E-Kitap* Yerli ve Yabancı Mp3* Türkçe MP3* Yabancı MP3* Dizi Ve Film Müzikleri* Şarkı Sözleri* Yerli ve Yabancı Sinema* Vizyona Girecek Filmler* Türk Filmleri* Yabancı Filmler* Belgesel* Spor Köşesi* Beşiktaş* Fenerbahçe* Galatasaray* Trabzon Spor* Diğer Takımlar* Diğer Spor Haberleri* (Çöp Kutusu)* Çöp Kutusu* TsH United Foreigner Team The Area* Team Başvuru İnceleme Bölümü* Kriptografi (Şifreleme )* Güncel Açıklar* Karargah Destek Grup Komutanlığı* Ar-ge ve Yazılım Geliştirme Grup Komutanlığı* TSH Vip Bölüm (Priv8)* Vip Odası* M.KeMaL ATATüRK KöŞeSi* vbulletin* SMF* WordPress* oScommerce e-Ticaret Sistemi* Diğer* Joomla 1.0.x* Joomla 1.5.x* Joomla! İndir - Kur - Güncelle* Joomla! 1.0.x Resimli Dersler* Joomla! 1.0.x Güvenlik* Joomla! 1.0.x Soru - Cevap* Joomla! 1.0.x Eklenti İndir* Joomla 1.0.x Site Değerlendir* Joomla! 1.0.x SSS* Genel Sistem Soruları* Bileşen - Modül - Bot - Tema Soruları* Kurulumda Gelenler* Tema - CSS* Üye Yönetim* Haber - Yorum - İçerik* Güvenlik* Dil - Tercüme Eklentileri* Menü Eklentileri* Galeri - Ses - Görüntü* e-Ticaret* Dosya Yönetim* Uygunlaştırma - SEO - SEF* Form* Forum - Köprü - Entegre* Diğer Eklentiler* Tema - CSS* Üye Yönetim* Haber - Yorum - İçerik* Dil - Tercüme Eklentileri* Menü* Galeri - Ses - Görüntü* e-Ticaret* Dosya Yönetim* Uygunlaştırma - SEO - SEF* Form* Forum - Köprü - Entegre* Diğer Eklentiler* Joomla! Kurulum ve Güncelleme* Joomla! 1.5.x Soru - Cevap* Joomla! 1.5.x Tüm Eklentiler* Çeviri Talepleri* Proje Çözüm* Site Değerlendirme* Joomla! 1.5.x SSS* Genel Sistem Soruları* Eklenti Soru - Cevap* Kurulumda Gelenler* Tema - CSS* Üye Yönetim* Haber - Yorum - İçerik* Güvenlik* Dil - Tercüme* Menü* Galeri - Ses - Görüntü* e-Ticaret* Dosya Yönetim - Paylaşım* Form Araçları* Forum* Diğer Eklentiler* Haber - Duyuru - İndir* Soru - Cevap* Kurulumda Gelenler* Tema - CSS* Üye Yönetim* Haber - Yorum - İçerik* Güvenlik* Dil - Tercüme* Menü* Galeri - Ses - Görüntü* e-Ticaret* Dosya Yönetim - Paylaşım* Form Araçları* Forum* Diğer Eklentiler* vBulletin Genel Konular* vBulletin S.S.S* vBulletin Sorular & Cevaplar* vBulletin Siteleriniz* vBulletin Mod & Hack & Eklenti* vBulletin Temaları* vBulletin Dil Dosyaları* vBulletin Görsel Anlatımları* vBulletin Portal Entegrasyonları* Dökümantasyon* Modifikasyonlar* Sistem - İşletim* Temalar* Eklentiler* Temalar* osCommerce Soru - Cevap* osCommerce Kur - Güncelle* osCommerce Temalar* osCommerce Dil Dosyaları* osCommerce Eklentiler* osCommerce Güvenlik* osCommerce SSL - Pos - Ödeme* osCommerce Siteler* Php Fusion* Xoops* Mambo* PhpBB* myBB* IP.Board - Invision Power Board* Yazılı Anlatımlar-Dersler-Makaleler* Tanıtımlar-Tavsiyeler* Haberler-Gelişmeler-Duyurular* Görsel Anlatımlar (resim-video)* Hatırlatmalar-Uyarılar* Modifikasyon Soruları* Modifikasyon Tanıtımı* Kurulum ve Güncelleme* Dil Problemleri* Smf'de Başka sisteme geçişler* Başka sistemlerden Smf'ye geçişler* Portal birleşmeleri* Site Tanıtımları* Sizin Temalarınız* Tema Soruları* Tavsiye Temalar* IP.Board 2.3.x* IP.Board 2.2.x* IP.Board 2.2.x Altı* IP.Board Genel Bilgiler* IP.Board Dersler & Klavuzlar* IP.Board Güvenlik* IP.Board Dil Dosyaları* IP.Board Soru(n)larınız, Hatalar* IP.Board Siteler* ProfDizayn.com* Mambo Genel Sorular & Dersler* Mambo Bileşenler* Mambo Modüller* Mambo Temaları* Mambo Eklentileri* Mambo Çeviri* Mambo Siteler* Virüsler & Korunma Yöntemleri* Dökümanlar*